https://www.youtube.com/watch?v=ymMYzb2HBsg )

"Bu ezgi arka planda çalarken yazıyı okumamanız durumunda eğer filmi izlediyseniz yeniden izleme, henüz izlemediyseniz hemen yeni sekmede filmi açma girişiminde bulunacağınıza inanarak buraya bırakıyorum."

              Bu sefer seyre değer köşemizde gerçek hayattan alıntı olan bir filmle karşınızdayız. Evet filmlerde bu ayrıntı çoğunlukla bizi etkiler. Tüm yaşananların gerçek olduğunu bilmek, beyaz perdede iki boyutlu izlediğimiz her şeyin aslında gerçekte var olduğunu bilmek hepimizin filme olan bakış açısını değiştiriyor. Olivier Nakache ve Eric Toledano'nun yönetmenliğini üstlendiği 2011 yapımı Fransız filmi "The Intouchables" tetraplejik bir hasta olan Philippe'in ve kendisine bakıcı olarak seçtiği Driss'in hikayesini anlatıyor. Paris’te geçen filmlerin çoğunun aksine filmde Paris pazarlaması hiç yapılmıyor örneğin Eyfel Kulesi ekranlara hiç yansımıyor. Filmin samimiliğini, odaklandığı noktayı buradan bile anlamak mümkün.  8,6/10 IMDB puanı ile izleyenleri kendisine hayran bıraktığı ortada ve topladığı 32 ödülle başarısını kanıtlamıştır.

               Yönetmenler Olivier Nakache ve Eric Toledano, Can Dostum’un senaryosunu izledikleri ‘A la vie, a la mort’ adlı belgeselden yola çıkarak yazmışlardır. Belgesel, felçli milyarder Philippe Pozzo di Borgo ve onun kendisine bakmak için işe aldığı Arap Abdel arasındaki ilişkiyi konu almaktadır. Philippe’in yamaç paraşütü kazası sonrası boynundan aşağısı felç olmuştur ve sürekli yanında kalacak bir bakıcıya ihtiyacı vardır. Paris’in banliyölerinde yaşayan, hırsızlık suçu sebebiyle girdiği hapishaneden yeni çıkmış Driss ile yolları Driss’in doğru zamanda doğru yerde olması sonucu şans eseri kesişir.

               Ekonomik durumları, müzik zevkleri, ten renkleri, fiziksel yeterlikleri… Her şeyleriyle zıt olan bu iki karakterin samimî dostlukları bu karşılaşmanın devamı olarak biz izleyenlere çok sade, komik, hüzünlü bir şekilde önümüzden akıp gider… Film sınıf farklılıklarını dile getirmeyi kendine ilke edinmiş olsa da bunu sadece ince göndermelerle yapar. Yönetmenlerin öne çıkarmak istediği nokta ise felçli bir insanın hayata nasıl tutunması gerektiği olduğu su götürmez bir gerçektir. Bir insanın ayakta durması için iki ayaktan çok daha fazlasına ihtiyacı olduğu tezlerini yıkarak ayakta durmak için iyi bir dosta ihtiyacı olduğu mesajını çok iyi bir şekilde seyircisi ile buluşturmuştur.

        Hayata sarılmanızı sağlayacak, sıcacık bir film istiyorsanız Can Dostum bu zamana kadar izlediğiniz “en iyi filmler listenize” gireceğine inandığım bir yapım. Can Dostum, izlendikten sonra herhangi bir göndermeye takılmadan, üzerine uzun uzun düşünmeden sadece vermek istediği o mesajı alarak belki dudaklarınızda bir tebessüm, belki de hayatınıza dokunduğu nokta itibariyle gözünüzde bir damla yaş ile sonlandıracağınıza inanıyorum. Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

İyi Seyirler…

DUYGU DEMİRBAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş

Eğer araştırırken ulaştığınız sonuçlardan memnun kaldıysanız, bunları başka ihtiyaç sahipleri de okusun onlar da faydalansın derseniz,
lütfen paylaşmaktan çekinmeyin.
 
Paylaşılan bilgi kendisini dinamik tutar. Ve tabii ki bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Teşekkürlerimizle...