ERGO MU TERAPİ

Bu yazı Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Bahadır Ağce desteği ile Duygu Demirbaş, Furkan Cangi, Tuğçe Buğday ve Sema Akdana tarafından kaleme alınmıştır. Tüm hakları saklıdır.

Ergo mu terapi? Nedir bu ergoterapi?  İlk defa duydun hatta şaşırdın böyle bir meslek mi varmış dedin, belki hafif bir merak uyandı içinde belki de küçümsedin yine ülkemizde okumak için açılmış bir bölüm diye. At aklından tüm düşüncelerini devam et okumaya seni bir meslek ile tanıştırmak için yazıyoruz. Biz kim miyiz, dünyada uzun yıllardır bilinen ülkemize Hacettepe Üniversitesi ile birlikte öğrenci almaya başlayan, geniş yelpazede tedavi olanağı sağlayan, bazen umut olan bazen yeni umutlar oluşturan bu mesleğin öğrencileriyiz.

Kısaca meslek tanımımızdan bahsedecek olursak; Dünya Ergoterapi Federasyonu (WFOT) Ergoterapiyi , anlamlı ve amaçlı aktivitelerle sağlığı ve refahı geliştiren kişi merkezli bir sağlık mesleği olarak tanımlamaktadır. Ergoterapinin temel amacı kişilerin günlük yaşam aktivitelerine katılımını sağlamaktır. (WFOT-Dünya Ergoterapi Federasyonu). Her bireyin birbirinden farklı yaratıldığı, herkesin çok özel ve biricik olduğu bu dünyada biliyoruz ki her insanın gereksinimi farklıdır. Bu yüzden bizim için her danışana özel terapi anlayışı çok önemlidir. Bireyin hayatında meydana gelebilecek, hayata katılım noktasında yaşadığı zorluklara uzanan birer el olarak çeşitli alanlarda çalışabiliriz. Bu alanlar bazen onkoloji kliniğinde tedavi gören kanserli hastalar olabilir bazen El Rehabilitasyonu olabilir, geçmişimiz olan yaşlılarımız, geleceğimiz olacak çocuklarımız olabilir. Kognitif Rehabilitasyon ile beynin gizemli yolculuğuna çıkabilir tedavi alanında Alzheimer’lı hastalarla çalışabiliriz. Bunun yanında, Ergoterapi sadece örnek verdiğimiz alan isimleri değildir, bazen bir müziktir bazen sanattır bazen bir çocukla kurduğun ve oynadığın oyundur. Ergoterapi çoğu zaman aktivitedir. Amacımız her zaman için hayata katılım sağlamak, kişinin akranları ile aynı düzeye ulaşmasına yardımcı olmaktır. Bu cümleler sadece zihinlerde bir şema oluşturmak için bir araya gelen kelimelerden ibaret. Biliyoruz ki somut olarak görmeden, okumadan anlamak çok zor. Bu yüzden bu yazıda ilgili alanlarımızdan olan Pediatrik Rehabilitasyon hakkında bilgi vermek istiyoruz. Çok geniş olan bu alanda bir konu var ki çocuklar üzerinde sihirli dokunuşlara sahip olabiliyor. Literatürde Sensory Integration olarak bilinen yani Duyusal Bütünleme (İşleme) Bozukluğu konusundan bahsedeceğiz.

Duyu Bütünleme Teorisi ve Duyu Bütünleme Bozukluğu:

Dr. Jean Ayres tarafından 1970’li yıllarda geliştirilen duyu bütünleme teorisi; beynin duyusal bilgiyi nasıl işlemlediğini ve bunun motor, davranış, duygu ve dikkat cevapları üzerine etkilerini nörolojik bir yapıya oturtan teoridir. Ayres ’in hipotezine göre bazı çocukların duyu bütünlüğü bozukluğundan dolayı anlamlı davranışlarında zorluk yaşadığı gözlenir. Bu duyu bütünlüğü bozukluğu kişinin yeni beceriler öğrenmesi, kendini organize etmesi, dikkatini toparlaması, okul ve oyun aktiviteleri gibi sosyal deneyimlere katılması esnasında zorluk yaşamasına sebep olur. Çocukların duyularını geliştirerek ve onları fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik alanlarda uygun davranışlarını arttırarak toplum içinde kabul edilebilmelerine olanak sağlar. Duyu Bütünlemenin birçok yöntemi vardır ve yöntemler uzun eğitimler gerektirir. Ergoterapi bazen oyundur demiştik örneğin Duyu Bütünlemede kullanılan kum havuzları, trambolinler, ışıklı oyuncaklar, salıncaklar hem birçok duyuya hitap eder hem de çocukta modülasyon sağlar, bu yüzden çok tercih edilir. Duyu Bütünlemede oyun çok önemlidir çünkü çocuk için en anlamlı aktivite şüphesiz oyundur. Bu konuda Landreth'in bu çok sevdiğimiz sözünü unutamayız ‘’Kuşlar uçar, balıklar yüzer. Yetişkinler konuşur, çocuklar oyun oynar.’’ (Garry Landreth)

Duyular diyoruz, önemli diyoruz işlemleme kısmının sorunsuz olmasından bahsediyoruz. Önce duyularımızı tanımamız gerekmez mi? Hepimizin bildiği, ilkokul sıralarında öğrendiğimiz 5 muazzam duyumuza ekleyerek geliyoruz karşınıza!

Duyularımız:

Duyularımız, dünyada iş görebilmemiz için bize gerekli bilgileri verirler. İlk görevleri şüphesiz hayatta kalmamızı sağlamaktır. Devam eden süreçte güvende olduğumuzdan emin olduktan sonra aktif ve sosyal varlıklar olmamıza yardım etmektir. Aktivite ne kadar önemli ise kullanılan duyu sayısı da o oranda fazladır. Vücudumuzun dışından gelen duyusal mesajları alan duyu sistemlerine çevresel duyular denir ve bunlar en aşina olduğumuz beş duyumuzun adlandırılmış halidir. Çevresel duyularımızın farkındayızdır ve onlar üzerinde kontrolümüz vardır. Duyusal kanalları düşündüğümüzde, aklımıza ilk çevresel duyular gelir. İçsel duyulara daha az aşinayızdır. Bu duyulara karşı daha bilinçsizizdir ancak onlar her zaman bizimledir ve bu duyusal kaynakları istesek de kapatamayız. Bazen acıkırız veya kalp hızımızı fark ederiz işte interoseptif duyular bu gibi durumları düzene koyar. Vestibüler duyu ise vücudumuzun uzaydaki hareketi, denge sistemimiz gibi çok önemli işlevlere sahiptir. Örneğin salıncakta çılgınlar gibi sallanmak isteyen, kendi etrafında dönen ve asla rahatsızlık duymayan çocuklar evet onlar bir arayıştadır ve bunun adına vestibüler arayış deriz. Son olarak bir de propioseptif duyu dediğimiz kas, eklem ve tendonlarımızdan bilgi sağlayan duyumuz vardır. Anne beni sıkıca sar diyen çocuklar, boğuşmaktan çarşafa dolanmaktan hoşlanan çocuklar hareketleriyle propioseptif arayıştayım diye adeta bize seslenir.

Dr. Ayres özellikle taktil, vestibüler ve proprioseptif duyuların kişilerin dünyadaki yerlerini hissedebilmeleri için ne kadar gerekli olduğunun altını çizmiştir.

Özetleyecek olursak Duyu Bütünleme Bozukluğu kişinin duyuları aracılığı ile aldığı bilgiyi gerektiği gibi kullanamamasıdır. Duyu Bütünleme Bozukluğu görme veya işitme gibi tek başına bir bozukluk değil, çeşitli nörolojik bozuklukların bir araya geldiği bir spektrum tanımıdır.

Duyu Bütünleme Bozukluğu ve Semptomları Nelerdir?

Duyu Bütünleme Bozukluğu, beynin girdiyi alması, organize etmesi ve duyusal bilgiyi kullanmakta yaşadığı zorluklar sonucu, kişinin günlük hayatını verimli geçirmesinde problem yaşamasıdır. Kişinin bu tanıya sahip olması, beyninde bir hasar ya da hastalık olduğu anlamına gelmemektedir. Dr. Ayres’e göre ‘beynin sindirim güçlüğü’ veya ‘beyinde trafik sıkışıklığı’ olarak tanımlanmaktadır. Şimdi tüm bu söylediklerimizi somutlaştıracak iki örnek verecek olursak: Tipik gelişim gösteren çocukları hatırlayalım. Her zaman çevremizde gördüğümüz, izlediğimiz bazen sen ne tatlısın diye sevdiğimiz o muazzam canlılar. Örneğin kışın yağan karda mutlu olan, bir an önce dışarı çıkıp kartopu savaşı yapmak isteyen, montunu giymekten kaçınmayan, öfke krizine girmeden sorunlarını çözebilen bir çocuk. Her şey oldukça normal ilerliyor tipik bir gelişim çizgisi var, peki ya nörolojik alamda beyinde Dr. Ayres’in tanımına göre bir trafik sıkışıklığı olursa neler olabilir biraz bahsedelim. Kış mevsiminden hoşlanmaz, ıslaklık hissi onu çılgına çevirir, güneşin parlaklığından gözlerini kapatmak ister. Yumuşak bir şeye dokunduğunda başlayan ağlaması bir krize dönüşebilir, bu çözülmesi zor bir öfke nöbetidir. Gürültü dolu bir ortam onun için hep bir konser alanında kolon yanındaki koltukta yaşamak gibidir. Tüm bunlar duyularını gerektiği gibi organize edemeyen çocuk için bir gerçektir. Baş edilmesi zorlu bir süreçtir.

                Bu problemin varlığından şüphelenen ebeveynler mutlaka çocukları ile beraber bir ergoterapist ile görüşmeli ve çözümü için bir tedavi programına dahil olmalıdırlar. Tedavi planını oluşturan uzmanın çok dikkatli olması gereklidir. Çünkü duyuları organize etmesini isterken seçilen yanlış tedavi yöntemi arayışlarını daha çok provoke edebilir, kötü sonuçlar doğurabilir.  Terapinin belli amaçları vardır ve en önemli amaçlarından biri çocuğun uyaranları rahatlıkla tolere edebilir halde olmasını sağlamaktır. Öğrenmeyi kolaylaştıracak olumlu tecrübeler ile süreç kolaylaştırılabilir. Oyun bu süreçte yardımcıdır, çocuk oyun sırasında öğrendiği bilgileri günlük yaşamına entegre eder çünkü çocuk ancak dünyayı gerçeğe en yakın şekilde algıladığında öğrenmeyi gerçekleştirebilir. Ve bu sihirli algılama ancak duyusal bütünlük ile sağlanabilir.

 Terapi sırasında her çocuk kendi içinde farklı birey olarak kabul edilir çünkü her çocuğun farklı problemleri ve kişilikleri vardır.  Atlanmaması gereken çok önemli bir diğer konu ise ailenin uzman ile bir takım halinde çalışması gerektiğidir. Terapiler çocuk ve onun ihtiyaçları önderliğinde sürdürülür ve bu kısımda ergoterapiste en büyük yardımcı bakım verenlerdir. Bakım verenler çocukla çok uzun süre vakit geçirdiği için ev ortamının şekillenmesi ve bakım verenlerin duyusal anlamda yeterli donanıma sahip olması çok önemlidir burada da Ergoterapist ev ortamını aile ile beraber düzenlemelidir.

                Tüm konuyu toparlayacak olursak Duyu Bütünleme Tedavisi  çocukta ve onun ailesinde fark yaratabilir. İnsanlar, Duyu Bütünleme Bozukluğu sorunu hakkında fikir sahibi olurlarsa çocukları ‘kontrol edilemez’, ‘yaramaz, haylaz’ olarak görmekten vazgeçer ve cankurtaran pozisyonunda olan ergoterapist ve tedavi programına sıkıca sarılır. Unutmamamız gereken bir şey var ki çocuklar kendilerini kurtarmak için çok küçükler ve çok korkuyorlar. Her insanın hayatlarının bir döneminde mutlaka yaşadığı Duyu Bütünleme Bozukluğunun esiri ufacık bedenleri olmasın, her çocuğun mutlu olduğu hastalığın uğramadığı yaşamlar dileğiyle.

KAYNAKÇA:

  1. Kranowitz C. Senkronize Olamayan Çocuk, İstanbul, Pepino Yayıncılık, 2014
  2. Training, 1-19. 5. Pollock, N. Sensory integration: A review of the current state of the evidence. Occupational Therapy Now, 2009.
  3. Aydın M. Adolesan / Yetişkin Duyu Profil Anketi Türkçe Uyarlamasının Geçerlilik Güvenirlilik Çalışması, Yüksek Lisans Tezi, Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ergoterapi Bölümü, 2015.
  4. Huri M, Mehr B, Altuntaş O, Kayıhan H. Yaygın Gelişimsel Bozukluğu Olan ve Normal Gelişim Gösteren Çocukların Taktil Tercihlerinin karşılaştırılması. Ergoterapi ve Rehabilitasyon Dergisi 2014; 1(sayı): 21-29.
  5. http://www.wfot.org/AboutUs/AboutOccupationalTherapy/DefinitionofOccupationalTherapy.aspx

Yorumlar

  • Fatma Sancar

    Harika, istediğim meslek umarım seneye bu bölümü okuyabilirim.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş

Eğer araştırırken ulaştığınız sonuçlardan memnun kaldıysanız, bunları başka ihtiyaç sahipleri de okusun onlar da faydalansın derseniz,
lütfen paylaşmaktan çekinmeyin.
 
Paylaşılan bilgi kendisini dinamik tutar. Ve tabii ki bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Teşekkürlerimizle...