RAIN MAN

   

1988 yılında çıkan ve adeta bir başyapıt niteliğinde olan Rain Man filmi, insanların otizme henüz çok yabancı olduğu zamanlarda, otizmli bir birey ile kardeşinin öyküsünü ekranlarımıza getiriyor. Günümüzdeki koşullardan biraz farklı bir zamana ait olsa da bu film otizmi daha iyi anlayabilmek için bize sunulan büyük fırsatlardan biri. Filme geniş bir perspektiften baktığımızda, Dustin Hoffman'ın gerçek hayattaki otizmli bireyler ile vakit geçirerek ve onları yakın bir şekilde gözlemleyerek canlandırdığı, otizmli bir birey olan Raymond ve Tom Cruise tarafından canlandırılan, kardeşi Charlie'nin hikayesini izliyoruz. Yaptığı gözlemler sayesinde karakterine olağanüstü şekilde bürünen Dustin Hoffman, başta sadece maddi sebepler için abisine ilgi gösteren Charlie'yi insanlaştırmakla kalmıyor, ayrıca filmi izleyen kişilerin de bu insanlığa ulaşmasına yardım ediyor çünkü bu rol sayesinde otizmli bireylerin dünyayı nasıl algıladığını bir miktarda görebiliyoruz. Bütün bu güzelliğine rağmen film başlarda bazı yanlış algılara sebep olmuş gibi görünüyor. Bunlardan biri, filmde temsil edilen otizmli birey üstün zekalı olduğu için, bütün otizmli bireylerin üstün zekalı olacağı varsayımı. Bu varsayımla birlikte, insanlar otizmin sosyal etkileşimlerde, konuşmada ve duyusal işlemlerde olan bozuklukların, matematik ve hafızadaki üstün yeteneklerle kamufle edildiği bir rahatsızlık olduğunu düşünmüşlerdir. Ancak otizmli bireylerin sadece %10'u üstün zekayla dünyaya geldiğinden filmden çıkarılacak mesajın bu olmaması gerekiyor. Bu konuda yaptığı konuşmasında otizmin önde gelen uzmanlarından ve filmin de öncelikli bilimsel danışmanı olan Dr. Darold Treffert "İnsanların filmi izledikten sonra tüm otizmli bireylerin üstün zekalı olduğunu ve tüm üstün zekalıların da otizmli olduğunu düşünerek sinemadan çıkma riski var, ancak bu zamana kadar yapılan bütün çalışmalardan daha fazla halkın dikkatini çektiğinden ve onları otizmle ilgili bilgilendirdiğinden dolayı bu almaya değer bir risk." demiştir. Bir diğer sorun ise, filmde otizmli bireylerin aileleriyle yaşamalarından ziyade, enstitülerde kalmalarının desteklenmesidir. İçinde bulunduğumuz zamanda otizmli bireylerin "hayata katılması" üzerine vurgu yapıldığı için filmin bu noktası şu anki düşüncelerimize ters gelebilir. Ancak göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek, o yıllarda otizmin yeni yeni tanınmaya başlanması ve bu rahatsızlığın o dönem insanlarının anlayışı dışında olmasıdır. Filmde de görüldüğü üzere, filmde değişim geçiren Otizmli birey Raymond değil, baştaki materyalist düşüncelerinden tamamen uzaklaşıp, abisi ve onun ihtiyaçlarını anlamaya başlayan Charlie'dir. Nörotipik insanların reddetme ve hatta alay etme eğiliminden uzak olup, abisini kabullenen, anlayan ve takdir eden Charlie örnek bir davranış sergiliyor. Filmin amacının da Otizm hakkında farkındalık kazanmak olduğunu düşünürsek, Charlie'nin geçirdiği bu değişim filmi amacına ulaştırıyor gibi gözüküyor. Umarım bizler de Charlie'nin geçirdiği bu değişimi yaşayıp otizmli bireyleri daha iyi anlayabiliriz. Filmi izlerken kendimizi gerektiğinde Raymond'ın, gerektiğinde de Charlie'nin yerine koyarak bu efsanevi filmin vermeye çalıştığı mesajları kolaylıkla anlayabiliriz. Geçirdiğiniz güzel vaktin hayatınıza katkı sağlaması dileğiyle.

iyi seyirler...

DUYGU DEMİRBAŞ

Paylaş

Eğer araştırırken ulaştığınız sonuçlardan memnun kaldıysanız, bunları başka ihtiyaç sahipleri de okusun onlar da faydalansın derseniz,
lütfen paylaşmaktan çekinmeyin.
 
Paylaşılan bilgi kendisini dinamik tutar. Ve tabii ki bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Teşekkürlerimizle...