OTİZMİ OYUNA GETİR – NÖROPLAY YÖNTEMİ

DOÇ.DR. BARIŞ EKİCİ – DOÇ.DR. MÜDRİYE YILDIZ BIÇAKÇI
Otizmin belirtiler kümesine verilen bir isim olduğunu düşündüğümüzde, ben otizmi bir
mandalinaya benzetiyorum. Evet ilk duyduğumuzda kulağa biraz garip geliyor farkındayım.

Bu alandaki uzmanların bazısı kalın veya ince olan dış kabuğunu incelerken bir diğeri içinin dilim dilim
olmasına bakıyor, bazense o içinde bulunan her dilimin üzerindeki ilmek ilmek işlenmiş beyaz
uzantılara… Herkes ayrı bir şekilde incelerken aslında ortaya çıkan bütünden, örneğin o güzel
kokusundan uzaklaşıyoruz. Bu yazıda bahsettiğim mandalinaya biraz olsun uzaktan bakmak, iyi
yönlerine odaklanmak ve aslında kolay soyulma ve yenmesi gibi özelliklere sahip bu ÖZEL meyveyi
çok değerli iki hocanın yazdığı kitap ışığında inceleyeceğiz.
Otizm denilince akla ilk önce ne gelir? Göz teması kurmada zorluk, iletişim kısıtlılığı, kendi
dünyasında yaşayan çocuk ve daha bir sürü tanımlama mı? Sosyal uyum güçlüğü ile karakterize
tanımlamada en büyük sorun çocukların çevrelerine olan ilgisizliğidir. Otizm erken çocukluk dönemi
hastalığıdır. Ve şu an size bahsetmek istediğim bu güzel kitapta erken çocuklukta, erken müdahalenin
önemi harika bir cümle ile vurgulanmıştır. ‘Otizmin çocukta iyice yerleşmesini beklemek, kanserin tüm
vücuda yerleşmesini beklemekten farksızdır.’ Yaşamın ilk üç yılının önemini anlatacak cümle
bulmakta zorlanırken bu alıntıladığım bölüm üzerine söz söylemeye gerek kalmıyor. Peki ya neler
yapabiliriz kısmına gelecek olursak; hakkında derya deniz bilgi bulunan otizm sprektrum
bozukluğunun bu yazıda hangi kısmından bahsedilecek? Değinmesi çok keyifli olan, bazen çok basit
sandığımız ama aslında çok etkili ve gerekli olan bir yöntemden. Tabii ki onunla oyun oynamaktan…
Çok sevdiğim iki sözü paylaşmak istiyorum. “Kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oyun
oynar. - Garry Landreth” ve diğeri “Oyun çocuğun işidir – Maria Montessori “ Evrende her canlı
iletişim kurma kanalı kullanıyor ve yaşamlarını bu şekilde sürdürüyor. Çocukların primer iletişim
aracı şüphesiz oyun. Oyun ile öğrenip oyun ile gelişiyorlar. Yıllardır oyun ile ilgili geliştirilen
kuramlar, yaşa göre oyunun gelişimi, ebeveynlerin oyun davranışları ve daha bir sürü bilgi Nöroplay
yönteminin anlatıldığı bu kitap içerisinde. Sonucunda çıkan bilgi ise ne kadar çok doğru bildiğimiz
yanlış varmış, aslında oyun çocukla doldurduğun zaman değil onunla ortak bir anda kurduğun iletişim,
onun dünyasına girdiğin ve yer aldığın bir kanal haline dönüşebilirmiş. Aslında yalnızca onunla oyun
oynayarak onu destekleyebilir, gelişim kapılarını aralayabilirmişsin.
Bir Ergoterapi bölümü öğrencisi olarak kitapta en çok beni etkileyen bölüm Duyusal Gelişim
ve Otizmli Çocuklar oldu. Annenin karnında gelişmeye başlayan duyuların yanlış işlemlenmesi
sonucunda beyinde oluşan trafik sıkışıklığı olarak tanımlanabilecek Duyu Bütünleme Bozukluğuna
çok güzel değinilip detaylı yer verilmiş.
Ve son olarak, kitabın içerisinde bulunan oyun piyesleri -ki sayıları azımsanmayacak kadar
çok- ebeveynin çocuğu ile oynayacağı oyunları şekillendirmede harika bir rehber oluyor. Piyeslerin
sonunda bulunan notlar ile desteklenen anlatım, görseller ve herkese hitap eden dil kitabı parlatıyor.
Bir öğrenci olarak okuduğum ve altını çizdiğim bir sürü cümle ile sizinle öneri niteliğinde bu kitabı
paylaştım. Her kitap yeni bir dünyanın kapılarını aralar. Aralanan bir kapıya ufacık bir ışık
tutabildiysem ne mutlu bana. Kitabın son cümlesi ile yazımı sonlandırmak istiyorum… Oyun dolu
günler dileğiyle.. Sevgi ve saygılarımla…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.

Paylaş

Eğer araştırırken ulaştığınız sonuçlardan memnun kaldıysanız, bunları başka ihtiyaç sahipleri de okusun onlar da faydalansın derseniz,
lütfen paylaşmaktan çekinmeyin.
 
Paylaşılan bilgi kendisini dinamik tutar. Ve tabii ki bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Teşekkürlerimizle...